7 Aralık 2020 Pazartesi

pencere önü sayıklamasıdır.

bu daha ne kadar devam edecek?! ben deneyip duracağım, hayat çelme takıp duracak.. çelmeyi kendi kendime takıyorumdur belki, olmayacak şey değil.. ayağa kalkmışken yürümeye devam etmek istiyorum ama yön yok, ışık yok, pabuçlar rahatsız.. yine bonboş metafor.. 

seni beklerken oyalanıyormuşum gibi de geliyor bi yandan. üst üste o kadar çok hata ya da hataya benzer şey yaptım ki, doğruyu ayırt etmem çok güç artık. "daha iyi yenilmek" falan bitti hep. 

çok düşüğüm bugün, kızgınım da biraz. ondörtbindörtyüzseksenyedi adım atmışım, ne oldu, eve döndüm yine. galiba 'biraz'dan fazla kızgınım. rüyamda seni gördüm sanırım, bitmedi gitti seni sevmelerim, özlemelerim.. en çok ona kızgınım. 

al! kahve de soğudu yine..

21 Ekim 2020 Çarşamba

yalın-sız

ben bişey yaptım;

egedeyim. 

hep söylediğim gibi, nikka'yı alıp geldim. 

insan kendinden uçakla kaçabilir mi?

istanbul'dan uzaklaşmak "kendim" i seyreltebilir mi?

göreceğiz, deniyorum. 

ne olacağını hiç bilmiyor, ne olmayacağını çok iyi biliyorum.

saçlarım uzadı, uzattım. 

görsen seversin. görebilsen..

seni kendime haksızlık edecek kadar çok özlüyorum.

12 Nisan 2020 Pazar

böceği

buraya iyi bişey yazmak mümkün olmuyor, şimdi hepimiz evdeyiz.. her sabah imdb ortalaması 6.1 olan bir filmin tutarsız hatıralarıyla uyanıyorum, kaldığımız yerden devam edebilmeyi umarak. ne kaldığım yeri, ne devam etmek istediğim yönü hatırlamıyorum oysa.. bu belirsiz bekleyiş her geçen gün kaburgalarımı birbirine yaklaştırıyor, zihnimi bulandırıp, uykularımı bölüyor..
en kötüsü de, zerre iyiye gitmiyor.

dalgaların sesini hayal ediyorum, saçlarım uçuşuyor gece esintisinde, güleceksin belki ama omzuma sardığın şalı hissedebiliyorum.. atom dudaklarımı yaktıkça, içinde buzların salındığı rakıyla serinletiyorum onları.. ne çalıyor? bilmem, sen ne istersen.. ah seni tanıtmadım değil mi, sen benim tatlı sürprizim..

1 Şubat 2020 Cumartesi

caol ila

bugün yürüyordum öyle, sakin bir moda turuydu.. köşkün sokağında biri omzuma dokundu, dönüp genç kadının yüzüne baktım.. soğuktan kızaran burnunu, koyu kaşlarını, ince dudaklarını inceledim.. "merhaba, sahildeki barda çalışıyorum , geçen hafta sonu çok ağlamıştınız hani.." dedi. ağlamadığım bir hafta sonu hatırlamaya çalıştım.. "daha iyi misiniz? her şey yolunda mı?" diye sordu. gülümsedim. sen olsan ne yapardın? eminim sen de gülümserdin."hayır." demek istedim, "hayatım hala berbat ama param olmadığı için artık evde ağlıyorum.." ama onun yerine; "evet." dedim, "şimdi daha iyiyim, teşekkürler.." "sevindim" dedi, "içime işlemişti göz yaşlarınız, arkadaşınız da çok çaresiz görünüyordu." sana anlatmak istiyorum bunu. telefonu açıp, "merhaba, begüm ben hatırladın mı?" diye sitem etmek, sonra da bugün olan, bu şeyi sana anlatmak istiyorum. ama anlatamıyorum.. sonra, seni özledim demek istiyorum, seni çok özledim. ama bitti, yokuz artık. nasıl olacak? kim sana seni ne kadar sevdiğimi söyleyecek? kimse. çok seviyorum oysa.. ne kötü. umurunda mı, onu bilsem bile yeter aslında.. bu daha kötü.

5 Ocak 2020 Pazar

falcon

yüzmeye devam etmeden önce suyun neresinde olduğuma bakmam gerekti, etrafımda çember çizmeye başlamıştım, üstelik kıyıya dramatik biçimde yakın.. şimdi tükenen nefesimi düzene sokmak, yorulan kollarımı dinlendirmek için sırt üstü yatıyorum. yüzüm güneşe dönük, suyun altındaki sesleri dinliyorum.. yeni yaşıma bu noktada gireceğim. öncesinden şüpheliyim, sonrasını ise hiç bilmiyorum, son umut kırıntılarımla kurduğum bütün hayallerim tek seferde yıkıldı zira.. mecburdum buna, defalarca kırılan kalbimi, un ufak edilmiş özgüvenimi, darmadağın olmuş duygularımı, artık kontrol edemediğim sinirlerimi, kuruyan gözyaşlarımı, yanan midemi, hiç kesilmeyen migrenimi ve özlemekten ağrıyan omuzlarımı onarmak için. tatil değil yoksa.. böyle. evdeyiz nikka'yla, film izliyoruz, kitap okuyoruz, duruyoruz biz. tek ihtiyacımız manikür..