7 Ağustos 2018 Salı

happy with a secret*

kahveler soğuk, biralar sıcak..

ben,
hala varım.
tek sorun bu.

27 Haziran 2018 Çarşamba

kırık

sen benim en ayık sarhoşluğumsun.
elim senin olsun,
nefesin benim,
seviyorum seni.

seninle buz gibi bir denize girmeden önce tereddüt etmek istiyorum. başının ağrısı geçsin diye çay demlemek, yorgun gözlerini öpmek istiyorum. bir öykü anlat bana, sen anlatırken uyuyakalmak, bitmeden uyanmak istiyorum. hayal kırıklıkları yaşayalım, düşelim, boğulalım ama sabaha karşı hep gülelim istiyorum. gülerken yorulup, sevişemeden sızıp kalalım istiyorum. gözlerimize bakıp anlaşalım ama bazı huylarımıza da hiç alışamayalım.. didişelim seninle, sonu öpücüklerle bitsin ama didişelim..

olalım. bu zamana kadar olamadığımız her şeyi olalım, her yerde olalım.

ben tanımadan özlüyorum seni, hasretim düpedüz. adımı çağır yeter, en derin uykumdan uyanıp geleceğim. kirli, pejmürde, yaralı, yorgun ve kırgın olacağım ama geleceğim.
seni öyle çok bekledim ki..

26 Şubat 2018 Pazartesi

little t.

şeyler oldu yine. ben yaptım bu kez. geç bile kaldım.
şimdi tuhaf bir boşluk, hem zamanda hem mekanda..
ve korkuyorum, sırf değişiklik olsun diye.

bunca şey olurken etrafımda, bir tek düşünce var aklımda..
hep ve çok.
acınası derecede çok..

ama kırgınım.

bir devir kapandı // 12.02.2018

25 Şubat 2018 Pazar

if i was an elf, i would tell you *

-right now people see you as, like, a star.. and me as a piece of space debris.
-that's what stars are made of.

*mozart in the jungle s04e02

25 Ocak 2018 Perşembe

8 Ocak 2018 Pazartesi

gerizekalı.

duruyordum ben.
ve iyiydim öyle.
ne oldu, neden oldu bilmem, bi sızıntı oldu yine ve haliyle bi dolu sızı beraberinde..

önce bir kedi sevdim ben. uzun tüylü, yamalı yüzlü bir tekir..
gel dedim, evim evin olsun, yaşar gideriz bundan sonra..
hasta şimdi, kucağımda kuş gibi hafif, zor nefes alıyor..
gün sayıyoruz birlikte..

sonra bir adam öptüm ben. güzel gözlü, dilbaz bir adam..
saatler içinde yayıldı zehri içime, daha ilk anda biliyordum başıma gelecekleri..
tam uyanırken büyülü uykusundan geldi yine iki günde kesti ayaklarımı yerden..
yüzüm gülüyor, başım dönüyor onu düşündükçe..

şimdi elimizdekiler;
yine bu karanlık oda,
mohsen namjoo,
ve yepyeni bir scotch tadı..
bekliyorum.
ikisinin de hayatımdan çıkmasını..

iyiydim öyle.
kolaysa yeniden yık köprüleri, yak bayrakları..
sonra yeniden ör duvarları, bile kılıçları..
yoruldum, yaşlandım.

bu dersi daha kaç kez almam gerek?


21 Kasım 2017 Salı

yetmez.

düğüm düğüm her yerim.
omuzlarım, sırtım..
kaburgalarımın arası.. ta içim, kalbim düğüm düğüm..
beynimin içinde bi yerler de..
boğazımda sözler..
bağırmak yok, ağlamak yok..

hayatım düğüm düğüm..
her evrede yenisi..
olacak elbet ama biri bile mi çözülmez?..
çözülmedi, çözemedim.

boğazım ya, boğazım düğüm düğüm.

18 Temmuz 2017 Salı

e.

kadıköy'ün aynı sokaklarında yürüyoruz seninle. bu bir kuruntu ya da hayal değil. biliyorum, görüyorum seni çünkü.. ben taksideyken, sen kaldırımda aceleyle yürüyor oluyorsun. ya da ben vapura koşarken, sen hep uğradığım bir dükkandan çıkıyorsun. gülümsüyoruz birbirimize, medeni insanlar öyle yapar çünkü. içim ısınıyor o zaman. aşk ya da türevi bir şey değil bu, seni temin ederim. bir güneş sıcağı değil zira bahsettiğim, bir kış sabahında yorgan sıcağı..
karşılaştığımız ilk gün kusursuzdu. baharın başı, kuru çimler, hafif bir hava, elimde ise konuyla ilgisi olmayan bir canıgüz vardı. seninse her cebinde bir oyuncak ve sesinde hiç işitmediğim bir yumuşaklık..
ben barıştım ya kendimle, hatalarımla, eksiklerimle, geride bıraktıklarımla, geç kalmışlıklarımla, kararlarımla, karanlığımla.. yamuk dişlerim ve kalın belimle.. işte o zamana denk geldi o gün. çok çok iyiydim ben. sen de çok zarif..

belki bu yüzden, belki senin tebessümünden bilmiyorum, ne zaman rastlasam sana, ısınıyor içim..

3 Kasım 2016 Perşembe

12 Ekim 2016 Çarşamba

06.10.2016

saçmasapan şeyler..
bu geceler..
birileri, bişeyler. müzikler, kahkahalar, özenle taranmış saçlar, kirlenmiş kadehler, içkiler, ökçeler, deri ceketler, fularlar.. dalgın gözler, sabırsız parmaklarla dövülen telefonlar, silinmiş rujlar, akmış rimeller..
yorgun ayaklar.
tek bir şey var aklımda ama, iki sene evvel içilmiş bir öğle rakısı.. peynir kötü, mezeler bayat, mekan bomboş.. kendi sesimi duydukça yabancıyım.
o gün öğrendim aşk bana ne yaptı, beni neye çevirdi..
bunda şaşılacak bişey yok, aşkı da açılımlarını da onunla öğrendim en nihayetinde.