12 Mayıs 2008 Pazartesi

hayat bilgisi

bahar temizliği yaptım...
ama her zamanki gibi bir detayı atladım;
hiçbir şeyi elden çıkarmadım, birkaçını gözden çıkardım yalnızca...
güzelce katlayıp, nizami bi şekilde alt çekmeceye yerleştirdim...
kıyamadım...

büyüyemedim...

9 Mayıs 2008 Cuma

rengim

iştahla uzattı kulağını...
durdu,
"bekledi" bile diyebilirim...
ben, öylece, devinimsiz kalakaldım...
konuşmadım,
"sustum" hatta...

tam da kelimelerimin bittiği anda bunun olması ne garip,
talihsiz...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

anne ben cool oldum!!

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
..
.
.
tiah!!
pf.
ben...


yarın da cennetin kırılan camları yağacak gökten...

5 Mayıs 2008 Pazartesi

seksek

ofisteki bilgisayarımda last fm chet baker da kalmış.. sabahları tatlı tatlı başlıyo çalmaya... hele bu sabah "my funny valentine" la başladı.. enfes...
...
bu mayıstan hiçbişey beklemiyorum... teskerelerden, -yok- hayallerden, tekinsiz planlardan, "acaba"lardan, stanley clarke den ve senden usandım artık...
...
o filmi izleyemedim bi türlü, bi lanet var... vol.1 i de bulamıyorum zaten...
...
sudoku... freak power... brainiac...
...
kavunu yedik, mis gibi.. ama rakısını içemedik daha...
...
yalnızca bir sabah ölü uyanabilsem...
...
sus!

1 Mayıs 2008 Perşembe

m

yaramı fularımla saklamıştım...
sıyrıldı...
neyse ki karanlıktı oda,
farketmedin...

28 Nisan 2008 Pazartesi

...biz...

hiç başlamamış bir cümlenin ortasındayım...
eski bir berjere yan oturmuş, ucuz bi şarap içiyorum...
özneler öyle kuvvetli ki, bi yükleme gerek kalmıyor...
mis gibi karışık...

25 Nisan 2008 Cuma

yirmidört

harfler,
her yerdeler...
bi dolusu ama...
yüzümde,
saçlarımın arasında,
parmak uçlarımda...
yanyanalar, es-siz...
sabırsız, heyecanlı ve benciller...
aslında sıradan birer kelime olmak sadece dertleri...
oysa,
bi başına anlamlı kaç kelime var ki hayatta?!...

23 Nisan 2008 Çarşamba

hem metafor, hem değil*


e ama ben o şarkıyı silmiştim ya!


*bi metafor, bi diil
ya da kedidir, kedi...

17 Nisan 2008 Perşembe

15 Nisan 2008 Salı

kim o?

ne demişti, du bakiim...
yalnızca bir kaç kelime...
çıkmış hatırımdan.
çünkü,
söylerken yüzü öyle güzeldi ki,
ince, kemikli parmakları çenesinde...
ama ne demişti?!


tek kelime...

neyse...