23 Ocak 2008 Çarşamba

re

ilkokulda...
resim derslerinde sulu boya resim yapardık. eni-konu sular doldurulur, önlükler giyilirdi falan...
bir kır...
o kırın yeşili, oturmuş piknik yapan kızın eteğinin kırmızısı, göğün mavisi, -olmazsa olmaz- dağın kahvesi derken o su bulanır, balçık gibi olur...
resim de bulanıklaşır, renkler birbiriyle denkleşir, kırdaki piknik bir korku filmi sahnesine dönüşmeye başlar... insanın hevesi kaçar, yenisine başlamak için çok geçtir, zil çalmak üzeredir... falan filan...
o yüzden, üşenmeyip -sık sık- değiştirmek gerek o suyu, herşey hayal edildiği gibi resmedilebilsin diye...
...
ortak çıkanlar vardır bir de...
mis gibiyken herşey ve sen açıktan-koyuya stratejik bir sıralama yapmışken aklında ve neşeli neşeli top oynayan çocuğun sarı kazağını boyarken, birileri gelip yeşilini, mavisini, kızılını katıverir tertemiz suya...
daha güneşin turuncusuna gelmemişken üstelik...
varsın "kibirli" desinler...
izin vermemek gerek öyle herkese...
...
monochrome bi dünyaya inanmak ahmaklık olur, zira...

1 yorum:

b dedi ki...

bi de şey var köpekler onlara siyah beyaz bu dünya onlar renkleri bimiyo ve inanmıyo, biz de bizim göremediğimiz renkleri görenlere hemen şizofren diyoruz. kıskançlık. bişey daha benim hep içesim gelirdi o pis suyu. hiç içmedim ama daha